|
|
|
|
|
Sonbaharda ağaç yaprakları niçin renk değiştirir?
Bazen, hem güneş pırıl pırıl parlar, hem de yağmur
yağar. Bu sırada su damlacıklarından geçen güneş ışığı
yedi renge ayrılır. Böylece gökyüzünde yedi renkli,
çok büyük bir kuşak meydana gelir. Buna gökkuşağı
denir. Yağmursuz ve güneşsiz havalarda gökkuşağı
olmaz.
Yağmur yağarken güneş, bulutların arasından kendini
gösterirse, gökkürenin yuvarlaklığını alan gökkuşağı
meydana gelir. İnce su damlacıklarına belirli bir
açıdan çarpan güneş ışınları, bir prizmadan geçiyormuş
gibi önce kırılır sonra dağılırlar. Beyaz ışığı
meydana getiren renkli ışınımlar, gökkuşağının yedi
şeridinde görünür duruma gelirler. Güneşe sırtımızı
çevirirsek, bunları görebiliriz. Bu renkli ışın
demetleri, merkezi güneş olan bir daire yayı meydana
getirirler.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla |
Niçin her gün uyuma gereği duyuyoruz?
Uzmanlara göre uyku birkaç devreden oluşmaktadır.
Uykusu gelen insan yatağına yatar ve gözlerini
kapatır. Kısa süre sonra göz kapakları belli belirsiz
titremeye başlar. İnsan o sırada uykuya dalmış ve rüya
görmeye başlamıştır. Uyuyan kimse rüyasında birçok şey
görür ve sabah uyandığında da bunlardan bazılarını
anımsar ki, bunlar yorumlanabilir.
İnsanoğlu hayatının yaklaşık üçte birini uykuda
geçirir. Bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesinde
uykuda olduğumuz anlamına gelir. Uyku, günlük
çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve
sinirlerinin dinlenme zamanıdır.
Bilim adamları rüyanın süresi üzerinde kesin bir
sonuca varamamışlardır. Dr. B. Klein adında Amerikalı
bir bilim adamı, yaptığı araştırmada gönüllü olarak
seçtiği kişileri hipnotize ederek uyutmuştur. Sonra
belli bir süre geçince onları uyandırıp rüyalarını
dinleyerek, bir rüyanın 20 saniyeyi geçmeyecek kadar
kısa sürdüğünü belirlemiştir. Dr. Klein'ın sürdürdüğü
bu araştırmanın sonunda, en uzun rüyanın da 90
saniyeyi geçmediği ortaya çıkmıştır.
Düşünsenize; dakikalarca anlatıp bitireme-diğimiz
rüyalardaki bütün o görüntüleri, aslında sadece 20-30
saniyelik bir sürede görüyoruz!
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
Develerin hörgüçlerinde ne var?
Develerin hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklar
sırasında bu suyu kullandıkları söylenir. Aslında bu
bilgi doğru değildir.
Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur.
Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini
sağlarlar. Ayrıca bu yağlar, çöl sıcağına karşı
develeri koruma görevi de yapar.
Develer suya fazla gereksinim duymaz. Çünkü burun
mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk
alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su
kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su
etkilenmez.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
Helikopterlerin pervanesi niçin
üsttedir?
Aracın üzerinde bulunan dev
pervane hızla dönerek helikopteri yerden kaldırır ve
taşır. Bu dev pervanenin hızını ayarlayarak,
helikopteri havada asılıymış gibi hareketsiz durdurmak
da mümkündür.
Helikopterin üzerinde, küreklerin düz kısımlarına
benzeyen araçlarla donatılmış bir pervane, onu denge
halinde tutan aerodinamik bir kuvvet yaratır. Dikine
yukarı havalanabil-mesi için, meydana gelen gücün,
helikopterin ağırlığından üstün olması gerekir. Daha
sonra pervanenin hızı azaltılarak, gücün, helikopterin
ağırlığına eşit hale gelmesi sağlanır. Böylece araç
havada olduğu yerde kalır. Pervanenin gereken şekilde
öne ya da yanlara eğilmesi, öne ve yanlara doğru uçuşu
sağlar. Kuyruktaki pervane ise, aracın kendi etrafında
dönmesini önler.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
Gemiler su yüzeyinde nasıl
durur?
Milattan 250 yıl kadar önce
Yunan filozof Arşimet bir gün banyo yapmaktadır.
Kocaman bir küveti su ile doldurup, ağır hantal
vücudunu suya bırakır. Ve batmaz! Bu onu düşündürür…
Milattan sonra yıl 2001. "Radiance of the Seas" adlı
gemi denizde ilk banyosunu yaa, denizlerle buluşur. Bu
rüya gemide 2100 yolcuya yer vardır ve tam 38 bin ton
ağırlığındadır. Ve bu kadar büyük bir ağırlık bile
suda hafifler. Tıpkı ünlü filozof Arşimet'in banyo
yaptığı zamanki gibi.
Bu hafiflik oluşum kaldırma kuvveti ile kendisini
şöyle açıklar; vücut suya battığında suyun büyük bir
bölümünü bastırır. Arşimet kanunu olarak bilinen
"suyun kaldırma kuvveti", bu durumu, vücudun
bastırdığı kadar suyu kaybettiğini söyleyerek açıklar.
Ancak bununla 38.000 ton ağırlığındaki bir geminin
nasıl su yüzeyinde kaldığı açıklanamaz elbette.
Arşimet bu konuda düşünmüş ve şöyle bir karara
varmıştır; kesin olan ağırlık gücü değildir, tersine
hacimdir. Bu durumda da kesin olan yoğunluk olur. Yani
bir miktar yoğunluğa sahip olan her vücut suda yüzer.
Bu gemiler için de geçerli olduğu için, o çok
inanılmaz ağırlıklarına rağmen kurdukları dengeyle su
üstünde kalmayı başarırlar.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
Fillerin hortumu ne işe
yarar?
Filleri hepimiz tanırız. Hepimizin dikkatini çekense o
kocaman vücutlarıdır. Ancak filler o iri vücudu ve
minnacık başıyla yerlere kadar eğilip besinlerini
alamaz.
Tamamen otçul olan fil, besinlerini yerden ve
ağaçların yüksek dallarından toplamak için bu
hortumdan yararlanır. Kalın ve dıştan iyi korunmuş
olmasına rağmen iç kısmı çok hassas olan hortumun ucu
ikiye bölünmüş olup bu bölmeler ufak cisimleri tıpkı
parmak gibi tutup almaya ve ağzına götürmeye yarar.
Böylece hortum file hem kol hem de el vazifesi görür.
Bir çoklarının zannettiği gibi fil hortumuyla su
içmez. Suyu hortumuyla emip alır ve ağzına püskürterek
içer.
Fil, hortumuyla yerdeki ve ağaçlardaki besinlerini
aldığı gibi düşmanlarıyla savaştığı vakit de
hortumuyla onları yakalayıp yere çalmakta ve kocaman
ayaklarıyla ezmektedir. Filin sadece hortumu 400 bin
kastan oluşmaktadır; bu da insan vücudundaki bütün
kasların 70 katı demektir. Fil kaslarla donatılmış
hortumu sayesinde, bir ağacı dozer gibi köklemekten,
bir toplu iğneyi toplamaya kadar her işi yapabilir.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
Cam nedir, nasıl yapılır?
Cam, beyaz kumu kireçle karıştırıp eriterek elde
edilen saydam, kolay kırılan bir maddedir.
Renklendirilebilir, biçim verilebilir, yontulup
üzerine süsler yapılabilir.
Geçmişte cam ustalarının nefesleriyle şekil vererek
yapılan cam eşyalar, günümüzde cam fabrikalarında
makinelerle yapılmaktadır. Ülkemizde de cam konusunda
yetenekli ustalar bulunmaktadır.
Camın kalitesi, içindeki maddelere göre değişir.
Kristal adı verilen berrak ve temiz cam, saf silis,
soda veya potaslı bileşiklerle hem parlaklık, hem de
dokunulduğu zaman tınlamasını sağlayan kurşun
oksidinin karıştırılmasıyla elde edilir.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
Rüzgar Nasıl Oluşur?
Rüzgar, hava ısısının belirli yerlerde farklılıklar
göstermesi sonucu oluşur. Örneğin odanıza girdiğinizde
ufak bir esinti meydana gelir. Çünkü ısı değişir, siz
hareket edersiniz. İşte dışarıda da durum buna benzer.
Özellikle göl bölgelerinde rüzgar çok olur. Bu bir
tesadüf değildir. Bunun nedeni havanın gün boyunca
güneş ışınları sayesinde sudan daha hızlı ısınmasıdır.
Yeryüzünde ısınan hava yükselir, bunun peşinden de
göldeki senin hava peşinen gelir. Ve böylece farklı
hava ısıları yüzünden rüzgar oluşur! Rüzgar denizden
veya gölden toprağa doğru esiyorsa bu bir deniz veya
göl rüzgarıdır. Eğer tersiyse de buna toprak rüzgarı
denilebilir. Ayrıca dağ rüzgarı, vadi rüzgarı ve çok
kötü sonuçları olabilen tayfun, tornado ve hurikan
gibi rüzgarlar da vardır.
Merak
Ettiğini Sormak İçin Tıkla
|
|
|
AKIL DEFTERİ ANA SAYFASINA GERİ
DÖN
|
|
|
|

|
|
|
|
|
|
|